Yıllar önce söyleseler, 'asla!' diyeceğim şeyler bir bir başımdan geçerken, hayatın o adamın yuttuğu sıcak yumurta gibi olması hiç şaşırtıcı değil. Kendimle verdiğim savaşta, bombalar neredeyse oraya yönelmekte çok başarılıyım galiba.
Beyaz yakalıların akın ettiği kalabalık bir semtin kıyıda kalmış bir iş merkezinin üçüncü katında, devlet dairesini andıran mavi mobilyalı ofisinde kendimle verdiğim savaşı gün geçtikçe kaybediyorum. Üstelik altı üstü bir kilo taze fasülyeyi sanat icra edercesine hazırlayan bir kadının naifliğinde yaşamak isterken.
Hayatımın ırzına geçilmiş gibi hissettiğim anlarda sancılarım daha da çoğalıyor. Ama doğuramıyorum kendimi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder